YeniBirİnsan

Sevgilinin Selamı:Nefes

Posted in nefes by kelebeklerozgurdur on Kasım 24, 2008

Bu yazı, sevgili Burcu Çağlayan tarafından yazılmıştır. Yazının aslına şu linkten ulaşabilirsiniz. Yazısının bu blogda yayınlanmasına izin verdiği için kendisine teşekkür ederim. Nefes konusuna devam…:)


nefes“Nefes alışın şartı nefes vermektir…Ve nefes vermenin şartıda nefes almaktır… Yani bir sıkışmanın şartı açılmaktır… Göze karanlık sunulur sunulamaz aydınlığı ister… Karşısına aydınlık çıkarılınca karanlığı arar.. Hayatın ölümsüz formülü burda kendini gösterir…” Goethe

Sakin olmaya çalışıyorum.. Ne zaman kontrolüm dışında bir şey gelisse, kalbim pıt pıt hızlı atmaya başlasa… Derin ve daha derin nefesler alıyorum.. Kocaman bir zamana yayıyorum nefesimi.. 3 boyutlu dünyayı içime çekiyorum önce, dolaşıyor ciğerlerimde, veriyorum sonra, tüm hızlı birikmiş nefeslerimi yavaşça, bir nefesle..

Günde ortalama yirmiüçbin kez yapıyorum bunu ben, her insan ortalama böyle bir rakama ulaşırmış çünkü günde… Biriktirmeye başlamalı nefesleri…. Nefesle başlayan bir hayat, ve emaneti teslim alınan son bir nefesle bitmeden önce… Kalbimizin çarptığı, nefes aldığımız her an, umutla, aşkla, mutlulukla dolu bir hayat yaşarken ve bazen unutuyoruz ya şükretmeyi; aldığımız, alabildiğimiz her nefese…Ve o nefeste, aslında binlerce sır saklıdır.. Bize verildiği an’dan itibaren ve bizden alınacak zamana kadar bir ömür taşıdığımız…

Nefesimizi kontrol ettiğimizde, kalp atışlarımızı da kontrol ediyoruz.. Tıbba göre, İnsan kalbinin bir yaşam içinde atma sayısı ortalama olarak yedi milyarmış. Yani yedi milyar atış tamamlandığında fizik bedenimizin ömrü bitiyormuş. Yaşamı uzun tutmanın sırrı da işte burada ortaya çıkıyor. Uzun yaşamamız için kalbin atış sayısını yavaşlatmamız gerekiyor. Kalbimiz hızlı attığı zamanlar yaşamımızın süresinden çalıyoruz belki de.. Ve ne zaman nefes alışlarımız hızlansa, kalbimiz atmaya başlıyor hızla, hızlı.. Kalbimizi yavaş attırabilmek ya da kalbi yavaşlatmak için, zihni sessiz ve sakin duruma getirebilmek gerekiyor. İşte bu noktada nefes’in önemi çok daha anlam kazanıyor. Kalbimiz hızlı attığında, nefes alış veriş tempomuzu kalbimizin atmasını istediğimiz bir ritimde devam ettirmeli… Bir süre sonra kalp ve nefes ritimlerinin senkronize olmalı ve dolayısıyla kalp ritim hızının, nefes ritmimizin hızına düşmesini sağlamakta aslında elimizde…

Nefes, içinde kocaman bir sır saklarken bizi yaşatan ve bize verilmiş olan, bir de anahtarı veriyor yaşamı uzun kılmanın… Ama hayata dair de en anlamlı olan mesajı da içinde barındırıyor. Nefes aldığın sürece yaşarsın ve tabi verebildiğin sürece… Hayatta da, aldığın kadar verdiğin sürece varsın…Beslediğin kadar da, katabildiğin ile….

Her nefeste istemsiz çıkardığımız ” h” harfi, Arapça’da Allah anlamına geldiği için, sadece nefes ile zikir eden dervişler varmış.. Ve biz her nefeste Yaradanın varlığını kalbimizden hissederiz aslında her yirmiüçbinde bir.. Ama ancak nefesimizi dinleyip, onu hissedebildiğimizde… Ve o nefestir kimseye veremediğimiz, hepimizde var olan ve hatırlatan bize dünyeviliğimizi…. Onu hatırlayanın kendine bakmaya başladığı… Karşısındakinde de var olduğunu hatırladığı… Ve bu bilinçten sonra benden çok “biz” demeye başladığı…

O an’ın efendisi…”İşte yaşıyorsun,şükret” demenin en yalın yolu… Ve büyüdükçe unuttuk nefes almayı…. Tıkandık… Soluksuz kaldık bazen….Tükettik mi nefeslerimizi…….Ve içimize çekip, verdiğimizi anlamlandıramadık mı çoğu zaman… Sıkıntıdan offlarken heba mı ettik nefeslerimizi … Başka nefeslere ihtiyaç mı duyduk yoksa soluk alabilmek için…. Karşımızdakine nefes aldırmadığımızda olmadı mı aynı havayı solurken biz…

Nefes aldığımız sürece yaşıyoruz ve tabi verebildiğimiz sürece… Hayatta da; aldığın kadar verdiğin sürece varsın… Beslediğin kadar da, hayata katabildiğin ile…. Hayat bize bunları öğretirken, biz nefes almaya devam ediyoruz… Bazen koklar gibi maviliği, bazen öper gibi rüzgarı…. Bazen kana kana, bazen dura dura, kesik kesik… Ve bazen aldığımızla algılıyoruz hayatı, bazen de sadece verdiğimizle… Oysa hayat öğretiyor ikisinin de eşitleneceğini bize.. Nefes alıyor ve veriyoruz… Aynı eşitlikte hayat dediğimiz yaşamın eşiğinde… Ve bu sırada sır hala saklı duruyor her nefesin çekiliş ve verilişinde…..

Brajeshwari / 08.11.07

nefes

Posted in Illuminations by kelebeklerozgurdur on Kasım 13, 2008

saskinolfarkindaolmüzik, istisnasız herkesi büyüleyen birşeydir. her birimize dokunan melodi farklıysa da, müzik tarzlarımız ayrıysa da, müzikte, sözlere dökülemeyen hisler içinde kaybolmayan yoktur sanırım. müziğin dokunmadığı insan yoktur. sarar, sarmalar, kimi zaman alır götürür. içinde kaybolursunuz.

aslında nefesten başlayacaktım. ama titreşim kelimesini düşünürken, müzik geldi aklıma, güzel bir örneği diye düşündüm. neyin mi? titreşimlerin, frekansların, enerjinin…

geçtiğimiz yoga dersinde, farklı bir nefes çalışması yaptık. ikişer kişi gruplara ayrılıp, sırt sırta oturduk. önce nefeslerimizi bir ritme oturttuk. sonra, sırt sırta verdiğimiz kişi ile birlikte, birbirimizin nefes ritmi ile uyumlu nefes almayı denedik. gözlerimiz kapalı. çalışma bittikten sonra, nazmi hoca, bu çalışmanın, enerjiyi birleştirdiğini söyledi.

birisiyle aynı ritmde nefes alıp verdiğimizde, enerjilerimiz aynı frekansta titreşmeye başlıyor, ve birleşiyormuş. ben çok yorgun olduğumdan, hissedemedim. sakin nefes beni daha da sakinleştirdiğinden, yarı uykulu bir durumdaydım sanırım :) ama sınıfta, bu “bir” hissini yaşadığını söyleyenler oldu. hatta, hocamız da bizimle birlikte nefes alıyorken, bıraktığında, bıraktığını hissettiklerini söylediler.

bana çok büyüleyici geldi. nefes, gerçekten çok önemli. bilirsiniz belki, “insanın bu dünyada alacağı nefes sayısı bellidir” derler. günde ortalama 23 000 nefes alıyoruz. ve bu kadar temel bir şeyi, hiç farkında olmadan, yapıp duruyoruz. doğru nefes alabilmenin, kaderi dahi değiştirebildiği söyleniyor. doğru nefes? diyaframdan alınan, derin, sakin nefesler. karnımıza kadar inen, bedenimizi dolaşan, güçlü nefesler…alırken ve verirken, farkında olduğumuz nefesler. nefes alabilmenin dahi ne büyük lütuf olduğunu biliyorsunuz değil mi?

peki doğru nefes alarak duygu durumunuza dahi müdahale edebileceğinizi biliyor musunuz? yine nazmi hocanın derste bahsettiği bir uygulama, çok basit bir farkındalık çalışması:

kızgın olduğunuzda, nefesinizin ritmine dikkat edin. nasıl nefes alıyorsunuz? hızlı mı? dakikada kaç nefes? sayın. peki ya huzurluyken? daha derin nefesler alıyor olmalısınız. dakikada kaç kez? onu da sayın. ve sonra, kızgın olduğunuz bir anda, sakin bir anınızdaki gibi, o ritmle nefes almaya odaklanın. tataa! ne oldu? (bence burada bir trick var :) kızgın, öfkeli bir anınızda, veya enerjinizin düşük olduğu, kendinizi kötü hissettiğiniz bir anda, sadece nefese odaklanmak bile, aslında sizi zihninizden ve zihnin o anda size dayattığı mesajlardan uzaklaştırır. zaten o duygu durumuna yol açan da sevgili zihindir aslında. size kızmanız gerektiğini söylüyordur, bazılarının farkında bile olmadığınız binlerce mesaj gönderiyordur. )

ve bir büyülü bilgi daha…bir çocuğu uyutmanız gerekiyorsa, size güzel bir yöntem: yanına uzanın, önce nefesinizin ritmini, onun ritmine ayarlayın. onunla birlikte nefes alıp verin. birkaç dakika sonra, derin nefesler almaya başlayın. sakin bir ritmde nefes almaya devam edin. biraz önce ritmleri senkronize ettiğinizden, bu kez o sizin ritminizde nefes almaya başlayacaktır. ve derin nefeslerle, kısa bir sürede uykuya dalacaktır :)

biraz dağınık bir yazı oldu. nefes konusu çok uçsuz bucaksız bir konu. nefesten nefs’e, oradan bir’liğe, öz’e bu konuda çok şey yazılabilir. ben, öğreniyorum. öğrendikçe, uçsuz bucaksız nefes kesen nefes bağışlayan inanılmaz keyifli bir yolculukta, sarhoş oluyorum. bizler görmek istersek, sadece “bir nefes”te bile alacağımız nice dersler var.

ufak bir pratik yapın, bu gece yatmadan önce, derin derin birkaç nefes alıp, nefes alabiliyor olmanın şükran duygusunu tadın. nefesinizin bedeninizde nasıl dolaştığını farketmeye çalışın (burundan nefes alın). hatta, daha iyisini yapın. aldığınız her nefeste, içinize güzel birşey çektiğinizi düşünün, örneğin sağlığı çekin içinize, hastalığı bırakın. mutluluğu çekin, mutsuzluğu bırakın, huzuru çekin, huzursuzluğu bırakın, hayatınızda olmasını istediğiniz birşeyi çekin, hayatınızdan çıkmasını istediğiniz, bırakmak istediğiniz birşeyi bırakın. ve bıraktığınız nefesle birlikte, o istemediğiniz şeyi hayatınızdan çıkarmaya bir adım yaklaştığınızı hissedin. hissetmeye çalışın. sadece nefesle bile, çok şeyi başarmak mümkün. inanın.

Tagged with:

Aşramda pay günü

Posted in Gurudwara Ashram'da by kelebeklerozgurdur on Kasım 5, 2008
pay gününün ardından sohbet

pay gününün ardından sohbet

Geçtiğimiz cumartesi günü, aşramda “pay günü”ydü. elmalı pay da vardı, ama buradaki pay, “paylaşmak” fiilinin kökünden gelen paydı. bütün gün yoga, meditasyon, baksi dansı gibi, aşramda yapılan etkinliklerin topluca ve ücretsiz yapıldığı bir gündü. ben sabah dersine yetişemediğimden her zamanki gibi, saat bir gibi başlayan yogaya katıldım. sonra akşama doğru kundalini meditasyonu.

burada yakında yogaya dair daha spontane değil de didaktik bilgi bulabileceksiniz. ama şimdilik spontane gidersek, kundalini meditasyonundan bahsetmek istiyorum biraz.

kundalini, omuriliğin dibinde çöreklenmiş uyuyan bir yılan olarak tasvir edilir. uyarılması ve devinime geçirilmesi, elbette çok dikkatli ve bilgisine iyice vakıf olunduktan sonra – zira kendisi tehlikeli de bir enerjidir bildiğim kadarıyla- vücudumuzdaki enerji merkezlerinin doğru çalışmasını ve enerjimizin içimizde doğru hareket etmesini sağlar. kundaliniyi harekete geçirmeye yönelik bir çok yöntem ve çalışma vardır.

bizim yaptığımız meditasyon, onbeşer dakikalık dört bölüme ayrılan 1 saatlik bir çalışmadan oluşuyor. ilk onbeş dakika dizlerimiz hafifçe kırık, uygun bir müzik eşliğinde bedenimizin ritmini kendiliğinden oluşturacağı bir titreme/salınma bölümü var. ikinci onbeş dakika boyunca dansediyoruz. üçüncüsünde, müzik durduğu anda, dans eden bedenimiz hangi halde kalmışsa o şekilde duruyoruz. hiç hareket etmeden. bunu isteyenler oturarak da yapabiliyor. son onbeş dakika ise, yere uzanıyoruz ve herkes nereye gitmek istiyor veya gitmesi gerekiyorsa oraya gidiyor :)

benim 3. kez kundalini meditasyon çalışmam. her defasında da, beni şaşırtan şeyler yaşadım. medite olabiliyorum normalde. her zaman olmasa da, o deneyimi biliyorum ve içimden çıkan şeylere şaşıyorum. kundalinide ise, 3′te 3 oldu. birincisinde, -yaklaşık 3 sene önceydi- ilk deneyimimde, durma bölümünde, yani 3. onbeş dakikada, ağlamaya başladım. engel olamadım. onbeş dakika boyunca, hatta sonraki onbeş dakika da, ağladım. dans etmiştik altı üstü!…neden ağlıyordum ki?…(nedenini biliyorum elbette, ama oluş şekli, birdenbireliği çok şaşırtıcı bir deneyimdi benim için)…ama tuhaf bir huzur da hissettim. o meditasyonda, geçmişte yerini alması gereken bir anıya veda ettim. bu vedanın hüznüydü ağlatan. ama o ana dek, bu vedayı yapmam gerektiğini, bunun zamanı geldiğini, bunu yapabileceğimi…bilmiyordum.

ikincisinde, bu sene, bir-iki ay önce, yine güzeldi. bu kez, mutluluk ve sevinç hissettim.

bu cumartesi ise, döndüm, döndüm, döndüm. dans ederken bedenim beni sürekli dönmeye zorladı. içimden deliler gibi dönmek geldi. ben de döndüm. ve dönerken gülüyordum. garip bir mutluluk hali vardı. içimde birşeylerin temizlendiğini, şimdi yavaş yavaş tam ve bütün hissetme, yaşam coşkusunu ta içimde hissetme deneyimleri olduğunu düşünüyorum bunların.

kelebeklerözgürdür, istanbuldan bildiriyor :)

not: kundaliniyi harekete geçiren bir takım nefes çalışmaları, asanalar bulabilirsiniz kitaplarda, internette. ben, (naçizane fikrim) bunları kendi kendinize pat diye denememenizi öneririm. herşey sabır, zaman ve emek istiyor. genelde, bu konuda bilgisi olanlar, uyarırlar. bu, uçak kullanmayı bilmeden okyanus aşırı uçmaya kalkışmak gibi olabilir.

bunlar da pay gününden diğer kareler

Tagged with: ,

Kasım Ayı Gökyüzü Enerjileri

Posted in Gökyüzü Enerjileri-Serpil Doğançay by kelebeklerozgurdur on Kasım 5, 2008

nazmigur.com sitesine aylık olarak gökyüzü enerjilerini yazan sayın Serpil Doğançay’ın yazılarını buraya aylık olarak ekleyeceğim.

kanatçırpanlar

Yazan: Serpil Doğançay

Sevgili Arkadaslar,

Gunes 23 Ekim’de Akrep burcuna girdi ve 22 Kasım’a kadar devam edecek olan Akrep burcu donemi basladi. Temsil ettigi hayvanin da etkisiyle cogunlukla olumsuz yorumlanabilen Akrep burcu yine hepimizin haritasinda yer aliyor ve bu ay yine hepimiz payimiza dusen etkiyi sahipleniyoruz.

Akrep burcu, en derinlerimizde var olan durtuleri, korkulari, olumu ve olum otesini, asiri tutkulari, okult konulari, cinselligi, buyuyu, derin degisimleri, cok buyuk sirlari, kullerimizden yeniden dogmayi ve cok buyuk bir gucu simgeler…Pluton ve Mars gezegenlerinin gucunu…Pluton’un 1995 yilindan beri Yay burcunda ilerleyerek yasamamiza vesile oldugu degisimleri dusunursek, Akrep’in nasil bir gucu simgeledigini daha iyi anlayabiliriz. Bu gucunu, Savas Tanrisi Mars’i da yanina alarak gerceklestiriyor ustelik.

Belki de bu yuzden karsimizdaki kisinin burcunu Akrep oldugunu ogrenince “Eyvah!..” deriz…icimizde alarm zilleri calmaya baslar.

“Bana icimdeki tum gormek istemedigim taraflarimi yansitacak ve beni degisime zorlayacak…Eyvah!…”

Boyle bir guctur Akrep’in simgeledigi…degisim, donusum, kullerinden yeniden dogmanin gucu…

Farkinda olmadan neye Eyvah diyorsak, biz de haritamizin bir evinde ve yasamimizin bir alaninda ayni seyi yansitiyoruz aslinda. Haritamizda bir evde Akrep burcumuz var. Ayrica, haritamizda Akrebin evi olan 8. ev, yani degisim, donusum ve ruhsal olarak yeniden dogus evimizde de muhtemelen baska bir burcumuz var. Bu alanlarda biz devamli ruhsal olarak “oluyor, olduruyor ve yeniden doguyoruz”. Tabii ki, Akrebin gezegenleri Pluton ve Mars’in bulunduklari alanda yaptikleri etkileri de unutmamaliyiz.

Hani o hepimizin bildigi sarki diyor ya: “Masum degiliz hic birimiz…”

Akrep burclari, ya da haritalarinda guclu Akrep etkisi olan kisiler, tum karanliklari bildikleri icin, aslinda cok iyi sifaci olabilirler. Bildiklerini, deneyimlediklerini ya da hissettiklerini karsilarindaki kiside de fark edebilirler ve derinlerde gordukleri “akrebi” hic korkmadan ellerine alip uzaklastirabilirler.

Derin donusum etkisi yansitir Akrep burcu.

Derin temasta oldugu kisiyi mutlaka degistirir.

O bir samandir.

Akrep burcu bu derin degistirme potansiyeli sebebiyle 3 ayri hayvan ile simgelenir.

Birincisi Akreptir. Durtusel olarak korunmak icin sokar…olmemek icin oldurur. Korkularinin ve durtulerinin etkisi altindadir.

Misirlilar cocuklarini sadece Akrep Tanricasi olarak atfettikleri guclere emanet ederlermis…cunku Akrep’in her ne olursa olsun gelen olasi tehlikeyi bir sekilde donusturecegini biliyorlarmis…oldurerek…boyut degistirterek.

Bir akrep kendisi tehlike icindeyse, kendi ipini kendi ceker. Baskasina asla teslim olmaz. Kendi kendini yok eder.

Ikinci hayvan yilandir

Ikinci asamadaki Akrep burclari ve bu sekilde yogun Akrep etkisi altinda olan kisiler dogustan sifacidirlar. Bunun farkinda olmasalar da cevrelerindeki kisileri degisime yoneltir ve sifalandirirlar. Enerjileri ve auralari boyledir onlarin. Onlarla gunluk hayat icinde birlikte olarak da degisime yoneliriz. Ama degisim zordur. Bir anlamda yasamimizi zorlastirmis gibi de gorebiliriz onlari bu yuzden.

Okyanusun derinlerine dalmisizdir farkinda olmadan. O yuzden, etrafimizdaki Akrep burcu ya da guclu Akrep ozelligi gosteren kisiler bizi zorlayabilirler. Ama eger onlar bir cesit sifa calismasi yapiyorlarsa, mukemmel sonuclar alabilirler.

Sonuncu hayvan Zumrutu Anka kusudur. Kartal olarak da bilinir. Misir hiyerogliflerinde kanat isaretiyle simgelenir.

Kartallar diyarindan gelirler…Ucan kartallardir!

Bu burcun ve Zodyaktaki tum burclarin en tekamul etmis halidir onlar. Bu mertebeye gelebilmek cok zordur. Cok guclu goksel baglanti icinde olabilmektir.

Daha once hic paylasmadiklarimizi paylasmak, daha once hic dile getirmediklerimizi dile getirmek, en derin sirlarimizi aciklamak Akrep dakikalaridir…

Bunu deneyimliyorsak eger, karsimizdaki kiside buyuk ihtimalle Akrep ozelligi vardir.

Cinsellik ve her turlu mahremiyet Akrep anlaridir.

Olum…yeniden dogus…Akreple ilgilidir.

Tum derin arastirmalar, bedene yapilan ameliyat gibi degistirici mudahaleler Akreple ilgilidir.

Guc, Akreple ilgilidir. Gezegenleri Pluton ve Mars’in etkisiyle Akrep burcu “yenilmezi” isaret eder. Bir Akrep ile asla savasilmamalidir.

Bu, hepimizin Akrep alani icin gecerlidir. Haritamizda Akrep burcu ile ilgili alanda problem yasiyorsak, orada firtinanin merkezine gitme cesaretini gostermeliyiz. Asla direnmemeli, en derindeki sebebi anlamaya calismali ve ondan sonra tekrar yuzeye cikmaliyiz. En derine inmeden, bazen de dibe vurmadan, yasayacaklarimizi engelleyebilmemiz cok zordur Akrep alaninda…

Akrep ozelligi gosteren kisileri gercekten tanimak o kadar kolay degildir. Distan son derece sakin gozukseler de, derinlerinde kendilerinin bile anlayamadigi firtinalar kopuyor olabilir.

Guven konusu Akrep ile iliskilidir. Insanlara, dunyaya guvenmeme bazen paranoyaya varabilir. O yuzden de devamli tetikte ve olumsuz beklentide olabilir kisi.

Akrep burcunu deneyimlemek hic kolay degildir. Cunku o, baskalarinin gormediklerini ve hissetmediklerini hisseder…etrafindaki kisileri x-isinlarindan gecirir adeta… ama cogu zaman bunu baskalarina aciklayamaz.

Akrepler yasaminiza birakmaniz gerekenlerden sizi ozgurlestirmek icin gelirler. Cunku onlar birakilmasi gerekenleri oldurmeye programlidirlar.

Akrep burcunun en karanlik yonlerinden biri kiskancliktir. Siki siki tutar ve asla birakmak istemezler sevdiklerini.

Peki, tum bu ozellikler bizi bu ay nasil etkiliyor?

Bu ay en basta tutkularimiza bakmaliyiz arkadaslar.

Yasamimizin hangi alaninda “asiri” tutkuluyuz?

Neyi ve ya kimi asiri tutkuyla sahiplenmek istiyoruz?

Bu bir es, partner ya da cocugumuz olacagi gibi, kendimiz de olabiliriz.

Belki spirituel gelisime asiri tutkuyla bagliyiz ama hic icsellestiremiyor ve yasamimiza uygulayamiyoruz..

Belki, bedenimize asiri tutkuyla bagliyiz ve bize medya tarafindan sunulan olculere, sekillere, yok edilemek istenilen cizgilere takintiliyiz. Dogal yaslanmayi, dogal olarak olgunlasmayi ve her yasin kendine has guzelligini kabul etmek istemiyor ve “icsel” olarak 30 yasimizdaki bedenimize geri donmek istiyoruz…Belki bu bir gun gerceklesecek ama oncesinde takintimizi ve bu konudaki asiri tutkumuzu birakmamiz gerekiyor.

Bu ay kiskancliklarimizi fark edebilmeli ve kendimizi saf sevgiye acmaya niyet etmeliyiz. Biz kimsenin sahibi degiliz. Kimse de bizim sahibimiz degil. Gercek sevgi karsimizdakini tutkuyla sahiplenerek hapsetmek degil, ozgur birakmaktir.

Bunu yapabilir miyiz?

Bunu ogrenebilir miyiz?

Tam zamani iste bu Akrep donemi.

Bu ay korkularimizin en dip noktasina kadar gidebiliriz ve o noktadan itibaren yuzeye cikabiliriz!

Ayin basindan beri devam eden Saturn-Venus-Pluton-Uranus acilari bizi derin degisime yonlendiriyor ve oldukca zorluyor.

Ozellikle 11 ve 12 Kasim’da bu etkiyi daha guclu hissedebiliriz. 11 Kasim’da Ay ve Jupiter gerilimi, 12 Kasim’da Ay ve Merkur karsitligi bu donusum ve yeni bir “esikten” gecisi tetikliyorlar sanki…Cunku ayni zamanda muthis bir evrensel yardim almaktayiz.

13 Kasim ise dolunay.

Boga burcunda gerceklesen bu dolunayda, evren bize gercekten tum nimetlerini sundugunu soyluyor. Bize sunulan tum bu nimetlerin ve bereketin ne kadar farkindayiz?

Ne kadar inaniyoruz ve guveniyoruz?

Ne kadar sahiplenebiliyoruz, paylasabiliyoruz ve sukrediyoruz?

Farkindaligimizi bu anlamda arttirabilmemiz icin icimize tohumlar ekiyor goksel enerji.

Yeter ki, korkularimizi birakabilelim.

Sevgili arkadaslar, madde ile ilgili deneyime dogru gidecegimiz bir suredir belliydi ve bu dersimiz basladi. Kollektif korkular cok guclu bir sekilde pompalaniyor. Gerek parasiz kalma, gerek saglikla ilgili korkularin bilinclerimize zerk edilmesi artarak devam edebilir.

Iste, 13 Kasim’daki dolunay bu yuzden cok onemli.

Bize gelen goksel yardimi alabilmeliyiz.

Kendi merkezimizde kalmaliyiz.

Bu gittigimiz degisim doneminde, hepimiz kendi bilinc seviyemize, tekamulumuze ve icsel inanclarimiza bagli deneyimler yasiyoruz ve yasayacagiz.

Hepimiz neye inaniyorsak onu deneyimliyoruz.

Iste gelecegimizi yeniden insa etmek icin bu ayin enerjisinden faydalanmali ve tum korkularimizin dibine kadar gidip, oradan yukari cikabilmeliyiz.

Ornegin, bize alacagimizi vermeyen ve bolluk-bereket inancimizi, guvenimizi sarsmis gozuken, ama aslinda derindeki korkumuzu ortaya cikaran her kimse, ona tesekkur etmeliyiz…

O, bizim bugunku en onemli ogretmenlerimizden biri.

Sizin yasaminizda kim o ogretmen?

Ya saglikla ilgili korkularimiz ne alemde?

Saglik kontrolundan tabii ki gecelim, ancak pompalanmakta olan hastalik korkusuna ne olcude yakalandik?

Niyetlerimiz ve sozlerimiz gittikce daha fazla onem kazaniyor arkadaslar.

Evrene yansittigimiz kelimelerin, cumlelerin ardinda hangi niyetler var?

Artik daha seffaf olma yoluna giriyoruz. Bundan kacis yok.

O yuzden kendimize “neyi cektigimize” dikkat etmeliyiz.

Sosyal yasamda, ozel yasamda, ailede, iste, ekonomik olarak, kendimize neyi cekiyoruz?

Her ne deneyimliyorsak, o bizim enerjimizdir.

Bu ay bilincli bir sekilde calismaliyiz arkadaslar.

Dipten hangi korkular cikiyor?

O korkular bizim mi gercekten?

Kimlerin etkisi altindayiz?

Icimizden kim cikiyor?

Peki, ya karsimizdakinin icinden cikan kim?

Zihnimizin programini bilincli calismalarla degistirebiliriz.

Gezegen enerjilerinin, goksel yardimin ve Akrep doneminin etkisiyle bu ay buyuk degisimlere “adim atabiliriz”.

Her seyin birdenbire toz pembe olmasini beklemeyelim.

Gitmekte oldugumuz donemde kendimizle surekli bir sekilde calismali, zihinsel blokajlarimizi, endiselerimizi temizlemeliyiz.

Hedefimize dogru gayretli bir sekilde calismaliyiz.

Su andaki rehavetimiz ayin ortasindan itibaren degisebilir ve tam tersine donusebilir.

Akrep burcunda ilerleyen Gunes ile Kova burcundaki Neptun’un, Yay burcu basangici olan 22 Kasim’a kadar olan gerilimli etkisi, bizi icimizdeki ruhsalligimizla farkli bir sekilde bulusturabilir. Onemli bir ruhsal buyumeye yol acabilir. Yeter ki kurban bilincimizi birakabilelim bu ay.

Merkur, 5 Kasimdan itibaren Akrep burcuna giriyor ve aldigi etkilerle derinlerimizdeki tum batik gemi kalintilarini cikarmamiza yardim ediyor. Bu kalintilari kimbilir kac enkarnasyon boyunca biriktirdik…o yuzden kendimize karsi cok sevkatli olmaliyiz bu ay arkadaslar.

6 ve 7 Kasim kollektif bilincaltiyla baglantimizin guclenecegi gunler. Bu gunlerde kendimizin olmayan korkularin tuzagina dusmemeye dikkat etmeliyiz.

9 Kasim’da ani icsel degisimler yasayabiliriz. Ayrica hem ileri teknoloji, hem de ileri ruhsal boyuttan dunyamiza akis olabilecegi bir gun. Kova bilinci tohumlarinin icimizde uyanabilecegi bir gun baska bir deyisle.

10 Kasim, Kartallar diyarinin ileri seviyesindeki Akrep ozelligini, Kartal veya Zumrut’u Anka’yi yansitarak buyuk degisimleri ve yeniden dogusu sergileyen Ataturk’un olum gunu, geri donus gunu, gecis gunu…

Bizler icin cok anlamli bir gun.

Ay, Pluton ve Venus’un gecmisi arindiran etkileri var o gun. Duygusal kargasaya dikkat.

17 Kasim’da evrenden bonus yardim var.

21 Kasim ozellikle onumuzdeki donemdeki gorevlerimizi anlayabilecegimiz ve Yuksek Benligimizden mesaj alabilecegimiz bir gun.

22 Kasim’da ruhumuzun atesini yakacagimiz, umut edelim ki ortak cennetimize dogru okumuzu firlatacagimiz Yay donemi basliyor.

27 Kasim’da Yay burcunda yeniay gerceklesiyor ve iste bu tetiklemeyi gerceklestiriyor.

Gunes, Ay, Merkur, Mars ve Pluton gezegenleri Yay burcunda birlesiyorlar.

Zihnimizi ozgurlestirdigimiz oranda inancla, okumuzu nereye atmak istiyoruz bu yeniayda?

Ortak cennetimize ve Kova bilincimize mi yoksa bizi asagi ceken kollektif korkulara mi?

Buna simdiden karar vermemiz ve hazirlik yapmamiz gerekiyor.

28 ve 29 Kasim’da da yeniayin guclu etkisi devam ediyor.

Terazi doneminde gelisen iliskiler, Akrep’te butunlesmeye, kaynasmaya ve ayni potada erime surecine girerler. Bunun icin de, kisiler icinde bulundugumuz gecis donemindeki bu Akrep surecinin yardimiyla, gecmisle hesaplarini kesmeye ve oncelikle kendileriyle butunlesmeye baslayabilirler.

Kendimizin ve butunun en yuksek hayri adina, bu Akrep burcu surecinde, yuzeye cikartilip temizlenmesi gereken sularimiza gayretle, inancla ve korkmadan dalabilmemizi; ortaya cikan, farkinda oldugumuz veya olmadigimiz her ne var ise, dolunayla birlikte şifalanma surecine girebilmemizi diliyorum.

Sevgi ve isikla,

Serpil Dogancay

Tagged with:
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.