YeniBirİnsan

çünkü içine ruhunu koymadığın hiçbirşey çalışmaz*

Posted in 1 by kelebeklerozgurdur on Şubat 26, 2009
kendine ve evrene eğil

kendine ve evrene eğil

bundan 3 sene önce tanıştım yogayla. bir akşam, fenerbahçe’de iş çıkışı gittim o zamanlar orada ders veren nazmi hoca’nın yoga sınıfına. “ben sadece izlemek istiyorum bu kez izin verirseniz”dedim. sonra sanırım kotumla kendimi yerde otururken buldum. o kış haftada iki akşam kendimi unuttuğum / kendimi hatırladığım yer oldu orası. duvarda asılı asanalar posterine bakıp o hareketlerin her birini izlerken ve bir gün  yapabileceğimi hayal ederken aklımda sadece boyun ağrım vardı sanırım. boynumu dik tutamıyordum o sıralar, sürekli elimle destek olmam gerekiyordu. “geçmişe takılı kalmak” mı diyordunuz hocam?…boyun ağrımdan bir ayı geçmeden kurtuldum. ama şimdi o boyun ağrısına ne çok şey borçlu olduğumu düşününce…sahiden hastalıklarla vücudumuz bize iyilik yapmaya çalışıyor, uyarmaya, farkında olmadıklarımıza dikkat çekmeye…

bir sürü başarısızlık ve değiştiremeyeceğim (ama aslında değiştirmem gerekmediğini sonradan öğrendiğim) kötü koşulun/durumun kıyısında durup dağ duruşu yaptım o kış…derin nefesler aldım. ağladım bir meditasyonda kendime şaşarak (burada daha önce anlattım)…yavaş yavaş kendimi izlemeyi öğrendim. hep başkalarına, kendimin dışında bir yerlere yönelen sorularımı kendime sormayı öğrendim… ve gerçekten deneyimlenmedikçe insana hohoyyt hadi canım! dedirten tuhaf güzel inanılmaz  deneyimler yaşadım meditasyonlarda…

sonra ara verdim. gidemedim bir süre…evde devam ettim. haftada iki akşam başım dolaba kıçım yatağa çarpa çarpa daracık alanlarda sürdürdüm bana iyi gelen şeyleri…bize iyi gelen şeyleri ama gerçekten iyi gelen şeyleri sürdürmekte inatçı olmak gerekli, bunu da öğrendim. sonra bu yaz tekrardan nazmi hocam yeni bir yer açtı. orada başladık kaldığımız yerin daha ilerisinden…

yoga yaparken…meditasyonda…meditasyon sonrasında…kısacası kendine bir şans bir kulak verdiğinde, kendini egonla zihninle değil yüreğinle önemsediğinde,  kendinle ilişkin değişiyor. kendinle ilişkin değiştiğinde, yaşadıklarınla ilişkin değişiyor. yaşadıklarınla ilişkin değiştiğinde, yaşadıkların değişiyor. gerçekten oluyor bu. adım adım çok şey oldu bende. önceleri sadece dinleniyordum asanalarda. zihnim duruyordu dikkatim bir yere, bedenimin ücra bir köşesine yönlenince. bu bana iyi geliyordu. kendimi dinlemek istemiyordum çünkü. sonra kendimi dinlemekten korkmamayı da öğrendim. hani şu kendini affetmek hikayesi var ya…bir kundalini meditasyonunda anladım. kendimin en büyük parçası sandığım birşeyle vedalaştığımda ve o acıyı hissettiğimde… eksilmedim. hafifledim sadece.   yüzleştiğin şey, acıtıyorsa – ki acıtıyor bir çok şey- bırak o acıya kendini. o acıyı hisset. ölmeyeceksin. eksilmeyeceksin. hafifleyeceksin. yaşamaktan korktuğumuz ne varsa, bizi tutsak eden şey sadece korkusu. yaşanılan şey ne olursa olsun, yaşıyorsun. ve bitiyor.  hatta bir gün hazır olduğunda geriye bakıp duru sakin bir yürekle…o yaşadığını bir de çince, japonca, sümerce okumayı öğreniyorsun. şaşırıyorsun. keşfettiklerine. acı veren tek şey, daima, direnç göstermek…direnmediğinde herşey olması gerektiği gibi oluyor, bitiyor ve yeniden başlıyor. tıpkı ağaçlar gibi, kuşların göç döngüsü gibi…

artık kundalini meditasyonlarında dönüyorum çoğu zaman. içimde birşey dönüyor, ben de onunla dönüyorum. sarhoş olmak gibi birşey. “tam” hissediyorum ve bu başka nasıl anlatılır, bilmiyorum. herşey tam da olduğu anda ve olduğu haliyle başımı döndürecek kadar mükemmel geliyor.  çok mutlu hayatında herşey yolunda bir insan olduğumdan değil. tam tersi bir sürü dert sıkıntıyla boğuşurken, direnmeyip seyretmeye başladığımda olan birşey…bir an bu mükemmelliği hissediyorum. bir balonun ipine tutunup havalanmak gibi oluyor. yaşam kutsanıyor. işte o an, olumsuzlukla yargılanacak hiçbirşey kalmıyor.

bütün bunlar olurken, bence yoga beni daha iyi bir insan yapıyor. kendine şefkat hissedemeyen, kendini kabullenemeyen insanlar başkalarının sadece canını yakıyor çünkü. kendilerininkiyle birlikte elbette.

bazen orada sakince oturamıyorsun. zihnin kalk gidelim diyor. duyma bunları diyor. sen anlasan öğrensen ne değişecek diyor. vakit kaybı tüm bunları öğrenmek, öğrenmeden orman kanunlarıyla daha kolay yaşarsın diyor. bilindik kurallarla oynanan oyunlarda ezber bozma diyor. bana diyor bazen :) …dedi. canım yandığında, kafam karıştığında, hayal kırıklıklarımda, kendimi sevmekten uzaklaştığımda…ama eğer hedef saf bir şeylere ulaşmaksa, bir nevi simyaysa, yaşadığın hayatı daha iyi bilmek istiyorsan, ben gözlerimi kulaklarımı tıkayarak yaşamaya devam edeceğim diyemiyorsan, veya diyor ama yapamıyorsan…geri dönüyorsun kendine…hadi baştan başlayalım diyorsun. (hiçbir dönüşümde baştan başlamadım bu arada, ister iste ister isteme, bildiğin, öğrendiğin bir şekilde ekleniyor bünyene ve unutmuyorsun) ve tüm yolculuklar gerçekte önce kendimizden başlıyor, başkalarından geçerek yine kendimize varıyor en sonunda.

ben vildan. içime ruhumu koyuyorum. çalışıyor. ruhumu tanımama keşfetmeme rehberlik eden yogaya ve nazmi hocama sonsuz teşekkürler…

*j.w.

Şununla etiketlendi:

8 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Brajeshwari said, on Şubat 27, 2009 at 11:10 pm

    Çok duygulandım Vildan..Böyle içim ürperdi okurken… Ayrıca bir yoga öğrencisi olarak,dediklerini kelime kelime iliklerimde hissettim. Ben, bizileri yogayla taanıştıran nedenlere muteşekkürüm.Onun sayesinde, aynı dili ve ruhumuzun dediklerini anlayabiliyoruz..

    Tüm hocalarımıza, bu yolda emek verip,gönüllerini koyan ve hayatımıza dokunuşlar yapanlara saygılarımla…

  2. kelebeklerozgurdur said, on Şubat 27, 2009 at 11:34 pm

    :) teşekkür ederim sevgili burcu. gerçekten içinde olmayanlara anlatınca bazen bir tarikat üyesi hissi yaşatıyorsun karşındakine, ama bilebilse insanlar açıp kendilerine bakabilmenin mümkün olduğunu, aldığın hediyeleri, kimse dakika bekler miydi acaba diye düşünüyorum. bazen geçen üç seneye bakıyorum. hiç farketmeden, değiştiğini bilmeden bile, ne çok şey değişmiş. ve ne güzel olmuş…

    son cümleni aynen tekrar edeceğim : “Tüm hocalarımıza, bu yolda emek verip,gönüllerini koyan ve hayatımıza dokunuşlar yapanlara saygılarımla…”

    senin yazılarından da anladığım kadarıyla, sana şükran sunan çok insan olacak, belki oluyor bile…yazdıkların benim için yoga…

    namaste

  3. Fortunata said, on Şubat 28, 2009 at 11:19 pm

    “İçime ruhumu koyuyorum , çalışıyor…..” Farklıyız ve farklı deneyimlerden geçiyoruz. Ama ne şanslıyım ki deneyimlerini paylaşan ve benimkileri dinleyen yol arkadaşlarım var. Yazı son zamanlarda ve hatta ilk günden beri süre gelen ashram deneyimlerimiz için çok güzel bir özet olmuş senin gözünden. Teşekkür etmek istedim.

  4. kelebeklerozgurdur said, on Mart 4, 2009 at 8:55 pm

    ben de sana teşekkür ederim elvancım. farklıyız, evet. benzeriz de. ama daha güzeli belki, benzerliklerimizle farklılıklarımızla birbirimizi olduğumuz gibi kabul ediyor olmamız. şimdi şanslı kim ?…bu yolculukta seninle yürümek benim için en az kendi yolculuğum kadar keyifli…ayrıca senin elmalı payların olmasa bizim aşramın tadı eksilirdi :) )

  5. Pırıltılı cadı said, on Mart 12, 2009 at 11:54 pm

    Merhaba,
    bu yazı beni okadar derinlere götürdü ki, öğrenmem gereken okadar cok sey varkı.. bu duyguları bende yasamak, kendımı bende hıssetmek istiyorum..
    benim blogumu musaıt zamanında ziyaret edersen neler hissettiğimi anlayabilirsin belki..
    herkes gibi seyler aslında, insanca.. kendime uzaktan bakabilmeyi öğrendim. ama daha ogrenmem gereken cok sey var. yolun henüz basındayım:)
    Nazmi hoca ile bende tanısmak bende medıtasyona katılmak yoga yapmak isterim.
    haberleşebilir miyiz?

  6. kelebeklerozgurdur said, on Mart 14, 2009 at 12:28 am

    merhaba pırıltılı cadı, :) yorumun için teşekkür ederim. yolun sonu var mı bilmiyorum :) ama güzel olan da yolculuk halinde olmak belki…

    blogunu okudum. ÇOK sevdim :) çok içten ve kendime yakın buldum.
    “Varolmanın bile aslında ne büyük mutluluk olduğunu, kendi değerimi bilmeyi, kendimi sevmeyi öğrendiğim upuzun bir yol bu yol.. ” demişsin. güzel demişsin.

    nazmi hoca’yla tanışmanı isterim. çok değer verdiğim biri, ve çok şey öğreniyorum ondan. tanıdığım herkesin de tanışmasını istiyorum ama her zaman hazır olunmuyor galiba…

    email adresimi vereyim istersen: vildansoydas@hotmail.com. buradan haberleşebiliriz dilersen.

    sevgiler,
    vildan

  7. Brajeshwari said, on Mart 22, 2009 at 11:45 am

    Sevgili Vildan

    Yazını kendi yoga mail grubuma isim ve link vererek yolladım. Herkesin kendinden birşeyler buldugunu soyleyebilirim.Geri dönüşümleri de burada paylaşmak isterim.

    ———–
    Asagida yazilanlari okurken sanki kendi uzerimdeki degisimleri adim adim hissettim. Ilk ders oldukca cok heyacanlanmistim. Ancak dersin ertesi gunu vucudumun her noktasinda agrilar vardi fakat ilginctir ki bu agrilar bana huzursuzluk degil tam tersi huzur vermisti. Korkmustum cunku belinden rakatsiz bir kisiydim. Acaba hep belim agriyacakmiydi ama arkadasin da dedigi gibi hatirladigim kadariyla 4. dersten sonra agrilarim hafiflemeye hatta tamamiyle bitmeye basladi. Bunun yanisira hayatim degisti. Ben hayata cogu zaman negatif bakan en kucuk seyi bile buyuten bir yapiya sahiptim. Yoga sayesinde bunlardan kurtuldum. Artik daha pozitif bir insanim. Seanslardan sonra sanki ucuyorum. Gun icerisinde yasadigim sorunlar o kadar kucuk gelmeye basladi ki nasilsa bitecek. Ben bunun ustesinden gelirim diyorum. Cok ilginc ama ben oldukca fazla degistim. Evet Yogayı cok merak ediyordum fakat basladiktan sonra bu yasima kadar cok gec kalmisim nicin daha once bu guzellikle tanismadim diye cok dusundum. Ben yaklasik 3 aydir yoga yapiyorum ve cok mutluyum. Kendimin ve cevrenin farkindaligindayim. Ve suna inaniyorum ki insan kendini dinlediginde ve evet ruhunu bu ise kattiginda hersey bitmis oluyor. Benim Yogayla tanismama ve bu guzel grup icinde olmama vesile olan herkese basta hocama sonsuz tesekkur ediyorum. Sevgiyle kalin… Sema

    ———————

    Gönderdiğiniz yazı nefis. Bır solukta okudum ve tam olmasa bile benzer iyileşmeleri kendimde gözlemliyorum. Benim de boyun ağrım inanılmazdı. Her gün öğlene doğru başlayan ve gün içinde artarak akşama dayanılmaz hale gelen baş ağrım giderek azaldı ve şimdi pek ender ( o da hava koşullarına, lodoslu havalarda) oluyor . En önemlisi ben Yoga yapmaya başladığımdan beri daha rahat uyuyorum. Önceden uyuyup 10 dakika sonra sıçrayarak uyanırken şimdi dinlenerek kalkabiliyorum.
    Teşekkürler ve sevgiler…Aliye
    _____________
    GUZEL YAZILAR VE MAILLER ICIN COK TESEKKURLER. SAYENIZDE YOGANIN BUYULU DUNYASIYLA TANISTIM. CUMA AKSAMLARINI IPLE CEKER OLDUM. SAKINLESIYORUM CUNKU, AMA SADECE O IKI SAAT BOYUNCA. CIKINCA SANKI HERSEY YINE ESKIYE DONUYOR. HENUZ BU YAZIDA BAHSETTIGI GIBI BOYUN VE SIRT AGRILARIMDAN KURTULAMADIM. UMARIM BU BIR SURECTIR VE BANA DA FAYDASI OLACAKTIR. Sureyya
    ___________________

  8. kelebeklerozgurdur said, on Mart 23, 2009 at 9:26 pm

    sevgili brajeshwari,
    samimiyetin için çok çok çok teşekkür ederim. ne diyeceğimi bilemedim. çok içtendi yaptığın…gelen yorumlardaki hikayeleri okumak da etkileyiciydi. aynı şeyleri hissedebiliyor olmak ne kadar güzel geliyor insana…

    namaste :)


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.